Köylü mü? Milletin efendisi!

   Köylü milletin efendisidir! Ne kadar doğru tartışılır ama ne kadar yanlış hepiniz biliyoruz. Kandırmayalım dimi kendimizi. Yoksa hala kendini kandıranlar mı var aramızda. Belki haklıdır o kendini kandıran kişi. Gerçekten efendisidir belki köylü bu milletin.
   
   Cumhuriyet kurulduktan sonra ülkenin kalkınmaya ihtiyacı vardı. Kalkınmak için sanayi yoktu ama. Zira en hızlı kalkınma şekli sanayi olacaktı. Bizde madem öyle olmuyor o zaman üretelim hem dışarıya bağımlı olmayız diye düşündük.
   Çok da iyi düşündük. Çünkü ezelden beri hayvancılıkla uğraşan bu millet; yerleşik hayata geçince bir de tarımla uğraştı. Önceleri ayrı ayrı iki terim olan "tarım" ve "hayvancılık" bizden sonra "tarım ve hayvancılık" oldu. 
   Cumhuriyetin ilk yıllarında ülkenin %70'i kırsalda yaşıyordu, yani köylüdü. Kalkınmak için üretecektik; üretmek için de bazı şeylere ihtiyaç vardı. Bu ihtiyaçlar da şehirde yoktu. Kimse apartmanda tavuk besleyemez yada saksıda buğday. Hal böyle olunca üretme işi kırsala kaldı şehirlere sanayiyi bıraktık. 
   Savaştan yeni çıkmış, herşeyini ülkeye vermiş, yorulmuş bu milletin kalkınma yükü, üretmesi kırsala kaldı. Kırsalda kim vardı? Köylü. 
   Kalkınmak için üretmek şart. Üretecek kişi de köylerimizde yaşayan halk olunca; köylü, milleti için çok büyük bir yük sırtlanmış oldu. O dönemde ülkenin çok büyük bir kısmı köylüydü ama gene de iş gücümüz, imkanımız, teknik ve teknolojiniz yetmiyordu. Ülkemizin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK de farkındaydı vahim tablonun. Bunun içindir ki çok önem vermiştir köylüye. Yaveri Salih BOZOK anılarında ATATÜRK için "Köylere gidince çehresi hemen yumşardı, köylünün dertlerini dinler ve yörenin devlet erkanına bizzat talimat verirdi." demiştir. Gariban olan köylü bunun üstüne elinden gelenin fazlasını yapmaya çalışmış. Öküzü ölünce kendi geçmiş boyunduruğa. Bilmemiş gurur ve kibir. Bu ülke için, milleti için çalışmış. Kendini en sona koymuş hep. 
 

   Ülkemizin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK; bu fedakarlığı, bu gayreti ve çabayı, bu çalışkanlığı görmüş ve taktir etmiş. Köylerimizde üretim oldukça milletinin kalkınacağına inanmış ve demişki: " Türk köylüsü 'Efendi' yerine getirilmedikçe memleket ve millet yükselmez!.. " ve TBMM kürsüsünde seslenmiş millet vekillerine, önemini anlatmak için 'milletin efendisinin':
" KÖYLÜ MİLLETİN EFENDİSİDİR. "
Atatürk demiş ama ondan sonra içi boşalmış paşamın sözünün. Köylüye ilk darbeyi Atatürk'ten sonra gelen kişi İnönü vurmuş sonra devamı gelmiş hep. Toprakla uğraşan insandan zarar gelmez demişler. Efendiliğini bozmaz demişler. Sonraları unutmuşlar. Seçimden seçime hatırlar olmuşlar. Önceleri efendisiyken milletin, şimdi sadece 'köylü milleti'. Peki ben size soruyorum: 'Gerçekten köylü mü, efendisi milletin?
Ahmet Güneş

Yorumlar